Cezaevindeki isyan dehşeti sürüyor!

Brezilya’nın güneyindeki Cascavel kentinde bir hapishanede çıkan kan donduran isyan sürüyor. Görüşmelerden henüz bir sonuç alınamadı. Ortaya çıkan yeni görüntülerin ise vahşetin boyutlarını gözler önüne sürüyor.

Görüntülerde işkence yapılan diğer mahkumların boynuna ip bağlandığı ve çatıdan aşağı sarkıtıldığı gözüküyor. Bu şekilde çatıdan aşağı bırakılan 4 mahkumdan ikisinin öldüğü diğer ikisinin de yaralı halde olduğu belirtiliyor. Görüntülerde, isyancı mahkumların çatıda bulunan malzemeleri söktükleri ve çatıdan aşağı itilen mahkumların ölmeleri için üzerlerine attıkları görülüyor. Yaralı halde kurtarılan mahkumlardan ikisinin vücudunda kırıklar olduğu ve hastaneye kaldırıldığı bildirildi.
KAFASI KESİLEN İKİ MAHKUMLA KORKUTUYORLAR
Olay yerinde görev yapan polisler, idamların uyuşturucu grupları arasındaki bir hesaplaşmadan kaynaklanmış olabileceğini ifade ediyor. Rehin tutulan gardiyanların ise kafası kesilerek öldürülen iki mahkumun vücutları gösterilerek korkutulduğu ifade ediliyor.
Mahkûmların hapishanenin fazla kalabalık olmasından şikâyet ettikleri, ayrıca yemek ve hijyenle ilgili rahatsızlıkları olduğu belirtiliyor.
Yerel medya, mahkûmların, binanın çatısında elleri ve boyunları bağlı kişileri döverken çekilmiş görüntülerine yer verdi.
Yetkililere göre ayaklanma yemek dağıtımı sırasında başladı, mahkûmlar bazı bölümleri ele geçirip yağmaladı ve yaktı.
Yaklaşık 700 mahkumun karıştığı isyanın bastırılması için görüşmeler  devam ediyor. Binden fazla mahkumun kaldığı cezaevinde isyan çıktığı sırada  sadece 10 gardiyanın görevli olduğu ifade edildi.
Brezilya’da aşırı derecede kalabalık olan ve çoğu çeteler tarafından  idare edilen hapishanelerde daha önce de birçok kez isyan çıkmıştı. Ocak ayında  ülkenin kuzeyindeki Maranhao eyaletinde bulunan Pedrinhas cezaevinde oda  arkadaşları tarafından kafaları kesilen üç mahkumu gösteren bir video bulunmuştu.  İnsan Hakları İzleme Örgütü, 6 binden fazla mahkumun kaldığı cezaevinde 2013  yılında 60 kişinin öldürüldüğünü açıklamıştı

O yanardağ harekete geçti

 Başkent Reykjavik’in 320 kilometre doğusunda, yerleşim yeri bulunmayan  ıssız bir bölgede bulunan yanardağın faaliyet geçmesi üzerine, İzlanda makamları  yanardağ çevresindeki 100 deniz milini kapsayan alanı “uçuşa yasak bölge” ilan  etti.
Avrupa’nın en büyük buzulu olan Vatnajokull’un üstündeki yanardağda  geçen hafta da binlerce küçük deprem meydana gelmişti. Sismik faaliyetler üzerine  İzlanda Sivil Savunma Teşkilatı’ndan bilim adamları bugün öğleden sonra yanardağ  etrafında havadan incelemelerde bulunmuşlardı. İncelemelerden sonra yapılan  açıklamada yüzeyde yanardağın faaliyete geçtiğine ilişkin görünür bir işarete  rastlanmadığı bildirilmişti.
  İzlanda makamları yine de bir tebdir olarak uçuş alarm durumunu  kırmızıya yükseltmişti. Ülkedeki 5 kademeli alarm sisteminin en üst seviyesi olan  kırmızı alarm “atmosfere önemli oranda volkan külü püstürme” tehlikesi olduğu  anlamına geliyor.
İzlanda’daki Meteoroloji Bürosu yanardağ bilimci Melissa Pfeffer,  yanardağın faaliyete geçmeye başlamasının ardından yaptığı açıklamada, sismik  verilerin yanardağdaki magma tabakasının, buzulun içindeki Dyngiujokull adı  verilen buz tabakasını erittiğinin işareti olduğunu söyledi.
  Yanardağdaki faaliyetin 100 ila 400 metre kalınlığındaki buzu ne zaman  tam olarak eriteceğini ve havaya sıcak buhar ve volkan külü püskürteceğini  kestirmenin zor olduğunu ifade eden Pfeffer, buz tabakasının erimesinin 1 gün  sürebileceğini veya yanardağdaki faaliyetin Vatnajokull buzulunun altında kalmaya  devam edebileceğini belirtti. İzlanda’daki yanardağların faaliyete geçmesi ülkedeki oldukça gelişmiş  acil durum önlemleri sayesinde can kaybına yol açmasa da, etkisini tüm dünyada  hissettiriyor.
Ülkede 2010 yılında faaliyete geçen Eyyafyallayökül yanardağının  havaya püskürttüğü volkan külleri, 100 binden fazla uçak seferinin iptaline ve  uluslararası uçuşlarda bir hafta boyunca büyük bir kaos yaşanmasına neden  olmuştu.  Havacılık yetkililerinin, yanardağın püskürttüğü volkan küllerinin uçak  motorlarına zarar vereceği korkusuyla Nisan 2010’da Avrupa hava sahasını 5  günlüğüne uçuşlara kapatması sonucu milyonlarca insan havaalanlarında mahsur  kalmıştı.

Kesik kafa tutan Avustralyalı çocuğun akrabaları konuştu

 Dün Suriye’nin Rakka kentinde kesik kafa tutarak verdiği pozla büyük yankı uyandıran 7 yaşındaki Avustralyalı çocuğun amcası ve dedesi konuyla ilgili konuştu.

Halid Şarruf adlı IŞİD elemanının işte benim oğlum yazarak paylaştığı fotoğraf hakkında konuşan amca Mustafa Şarruf,  Avustralya yeğenimin fotoğrafını unutsun artık dedi.

UNUTUN ARTIK

Sydney Morning Herald’a konuşan amca Şarruf, Avustralya artık bu fotoğrafı unutsun. Eminim ki daha kötülerini de gördünüz” ifadelerini kullandı. IŞİD’in liderlerinden Ebu Ömer el Şişani ise küçük çocuğun babası Halid Şarruf hakkında açıklamalarda bulundu. Radyo 3AW’a söyleşi veren Şişani, O çok sevimli, çok iyi bir insandır. İnançlıldır da sözleriyle Şarruf’u övdü.

DEDE: FOTOĞRAFI GÖRÜNCE YIKILDIM

Avustralyalı çocuğun dedesi ise fotoğrafı gördüğünde yıkıldığını açıkladı. The Australian’a konuşan dede Peter Nettleton, Fotoğrafı görünce mahvoldum dedi. Dede, Şarruf’la evlendiği için kızı Tara Nettleton’a üzüldüğünü de sözlerine ekledi.

En son çıkan oyunları mı merak ediyorsunuz? Oyun tutkunları buraya!

Erdoğan Millete değil, Pensilvanya ya yaranmaya

Erdoğan Millete değil, Pensilvanya’ya yaranmaya çalışıyor – Bursa

Bursa Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gökdere Meydanı’nda düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap etti.

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan: Günlerce hesap yaptılar, şekiller çizdiler, üçgenler, çatılar çizdiler. Ortaya çıka çıka paralel bir aday çıktı, Sabah akşam Pensilvanya’ya, Pensilvanya’daki ihanet şebekesine selam çakıyor. Millete değil, Pensilvanya’ya yaranmaya çalışıyor.

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan: CHP ne diyordu; eşi başörtülü bir cumhurbaşkanının resepsiyonuna gitmeyiz’ diyordu. Sayın Gül, Cumhurbaşkanı oldu ne yaptılar? Tıpış tıpış gittiler, aynı masada gelip oturdular. 12 Haziran seçimlerinin ardından ‘Meclis’e gelmeyeceğiz dediler. Ne oldu? Tıpış tıpış geldiler. Ben ne dedim, gelecekler, göreceksiniz dedim. ‘Yemin etmeyeceğiz’ dediler, tıpış tıpış yeminlerini de ettiler. Bunlarda dürüstlük yok, bunlarda yalan çok. MHP Genel Başkanı da eğer hala o koltukta oturuyor olursa, hiç merak etmeyin sözünü yutacak, tıpış tıpış gelecek.

Bu selfieye 3 bin Euro ceza

 İspanya’nın Pamplona kentinde San Fermin Festivali’nde geleneksel boğa koşusu turistler tarafından da büyük ilgi görüyor. Sokakta azgın boğaların önünde koşan bir maceraperest hayatını tehlikeye sokarak, selfie yaptı. Boğaların önüne geçen bir kişi, cep telefonunu çıkararak fotoğrafını çekti.

Alman Bild gazetesinde yer alan habere göre, bu selfinin kötü örnek oluşturacağından endişelenen İspanyol yetkililer harekete geçti. Hayatını tehlikeye atarak, boğaların önünde selfie çeken, maceraperest 3 bin Euro para cezası alabilir. İspanya‘nın kuzeyindeki Pamplona kentinde 8 gün süren ve boğalarla yapılan koşusuyla ünlü San Fermin Festivali sona erdi.

Nehirler İçin “Büyük Atlama” Etkinliği

Doğa Derneği’nin öncülüğünde Türkiye‘de düzenlenen “Big Jump/Büyük Atlama” etkinliği kapsamında doğaseverler birçok noktadan nehirlere, göllere ve denizlere atlayacak.

Dernekten yapılan açıklamada, etkinlik kapsamında binlerce insanın, özgür nehirler için 2005’ten bu yana Avrupa‘nın birçok ülkesinde temmuz ayının ikinci pazar günü aynı saatte nehirlere atladığı hatırlatıldı.

Etkinlikle, nehirlere yapılan müdahalelere dikkati çekilirken, nehirlerin, göllerin ve denizlerin ne kadar değerli ve vazgeçilmez olduklarının hatırlandığı anlatılan açıklamada, geçen yıl Türkiye‘nin de dahil olduğu Avrupa‘nın birçok ülkesinde toplam 175 noktada atlamaların gerçekleştirildiği kaydedildi.

Bu yıl da son 3 yıldır olduğu gibi doğaseverlerin Doğa Derneği’nin öncülüğünde nehirleri yok eden yatırımlara tepki göstermek, nehirlerle tekrar bir araya gelmek ve nehirlerin yeniden özgür akmasına destek olmak için 13 Temmuz saat 16.00’da birçok noktadan nehirlere, göllere ve denizlere atlayacağı bildirilen açıklamada, Türkiye‘deki atlama noktaları şöyle sıralandı:

“Burgazada/İstanbul, Akarca/Seferihar-İzmir, Süvariçayı/Ankara, Hasankeyf/Batman, Birecik/Urfa, Karacabey/Bursa, Darka/İznik Gölü-Bursa, İmeceevi/Menemen-İzmir, Karasu Şelalesi/Tarsus-Mersin, Mıhlı Şelalesi/Kazdağları, Gürecealtı/Lapseki-Çanakkale, Tağar Çayı/Çemişgezek-Tunceli, Kadın Azmağı/Akyaka-Gökova, Yuvarlakçay/Muğla, Kızıldere/Yeşilvadi-Fethiye, Yeni Plaj/Foça-İzmir.” – İstanbul

Tecavüz mağdurunun yaşını büyütüp sanığı beraat ettirdiler!..

Tokat’ta, D.K. adlı kız çocuğunun, kendisinden dokuz yaş büyük erkek arkadaşı tarafından istismar edilmesine ilişkin davada, kız çocuğunun istismar tarihinde 14 yaşında olduğunu gösteren nüfus kaydına, doğum belgesine ve Adli Tıp’ın “Doğum tarihiyle kemik yaşının uyumlu olduğunu” yönündeki raporuna ve savcının 22 buçuk yıla kadar hapis cezası istemesine rağmen mahkeme , skandal bir yöntemle beraata hükmetti.

Radikal gazetesinden İsmail Saymaz‘ın haberine göre; heyet, sanığın “Ben onu 17 yaşında sanıyordum” şeklindeki ifadesini ve bir hastanenin “Muayane tarihinde genel görünüm itibariyle 16-18 yaşlarında olabileceği” yönündeki ‘tahmini’ raporunu dikkate aldı.

D.K.’nin yaşını büyütüp 14’ten 15’e çeken mahkeme, 15 yaşından büyük mağdurun rıza ile girdiği ilişkilerdeki suçlar şikayete tabi olduğu, çocuğun da ilk ifadesinde şikayetçi olmadığını savunarak, beraata hükmetti.

Tokat Almus’ta yaşayan 1997 doğumlu D.K. adlı kız çocuğu, 2012 yılının ilk aylarında, o tarihte 23 yaşında olan T.Ö. ile sevgili oldu.

Liseli D.K.’nin iddiasına göre, Mayıs 2012’de T.Ö. ile evde birlikte oldu ve bekaretini kaybetti.

D.K., 20 Mayıs 2012’te T.Ö. ile kaçmak isteyince annesine yakalandı. Ailesi, kızlarının istismar edildiğini belirterek, şikayetçi oldu. D.K., savcılıktaki ifadesinde, T.Ö. ile rızasıyla birlikte olduğunu belirterek, “T. benim 14 yaşında olduğumu bilerek, benimle ilişkiye geçti” dedi ve şikayetçi olmadığını söyledi. Buna karşılık T.Ö., “D.K. bana 17 yaşında olduğunu, üç ay sonra 18’e gireceğini söyledi. Küçük olduğunu bilsem ilişkiye girmezdim” dedi.

Bu işlemlerden sonra T.Ö., 15 yaşından küçük çocuğu, rızası dahilinde de olsa istismar ettiği için tutuklandı. T.Ö. hakkında “nitelikli cinsel istismar ve cinsel amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” iddiasıyla Tokat Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Savcı 22 buçuk yıl istedi

Bu arada D.K.’nın ailesi İzmir’e taşındı. Ruh sağlığının bozulduğu saptanan D.K. intihara kalkıştı. Mahkeme tarafından talimatla ifadesi alınan D.K., bu kez rızası dışında ve tehditle birlikte olmak zorunda kaldığını savundu.

Mahkeme, D.K.’nin yaşının tespiti için nüfus kayıt örneklerini istedi. Tutanaklara göre D.K. 8 Aralık 1997’de doğmuş ve dört gün sonra nüfusa kaydedilmişti. Şu halde, istismar edildiği tarihte D.K., 14 yaşındaydı. Karşıkaya Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün raporuna göre de “Doğum tarihiyle kemik yaşının uyumlu olduğunu” bildirildi. Bu arada, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan raporda D.K.’nin “Muayane tarihinde genel görünüm itibariyle 16-18 yaşlarında olabileceği” tahmini yapıldı.

Savcı Aydın Beyhan, Türk Ceza Kanunu’nun 103/6. maddesine göre, “çocuğun cinsel istismarı” suçundan en az on beş yıl ve ‘cinsel amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan da bir buçuk yıldan yedi buçuk yıla kadar hapis cezası verilmesini istedi. Hakim Meryem Gezkaya başkanlığındaki mahkeme, 4 Temmuz’da kararını açıkladı. Heyet, Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki “Mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması halinde; mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü verir” şeklindeki maddeye göre, D.K.’nin 8 Aralık 1997 olan doğum tarihini 8 Aralık 1996 olarak değiştirdi. Bu ‘düzeltme’ sonrası D.K.’nin, suç tarihindeki yaşı 15’e çıkmış oldu.

Ardından mahkeme, “15 yaşını bitiren mağdurla rızasıyla cinsel ilişkiye girme” suçunun şikayete tabi olduğunu, D.K.’nin olaydan hemen sonraki ifadesinde T.Ö.’den şikayetçi olmadığını beyan ettiği savunularak, dava düşürüldü ve T.Ö. suçsuz bulundu. Heyet ayrıca, “kişiyi hürriyetinden yoksul kılma” bakımdan da suçun unsurları oluşmadığı iddiasıyla beraata hükmetti.

D.K.’nin avukatı Şerif Özgür Urfa, “Mahkeme 14 yaşındaki çocuğun yaşını sırf sanığı beraat ettirmek üzere doğum belgesi, nüfus kaydı ve kemik yaşına rağmen yetkisi ve görevi olmamasına rağmen büyüterek verdiği bu kararla suça ortak olmuştur. Cinsel suçlardaki cezalarda yalnızca yasal değişiklik yaparak bu suçların engellenemeyeceği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Kararı kabul etmiyoruz, her türlü yasal yol ve toplumsal mücadele araçlarıyla verilen kararı değiştirmek için çaba sarf edeceğiz” dedi.

Genç Yüzücüler Kıyasıya Yarıştılar

Türkiye Yüzme Federasyonu’nun bu yıl ilk kez düzenlediği ulusal yüzme müsabakası seçmeleri için yüzücüler kıyasıya yarıştı. Balıkesir‘de Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne ait yüzme havuzunda gerçekleşen müsabakaları Gençlik Spor Şube Müdürü Adem Özalp, Balıkesir Yüzme İl Temsilcisi İbrahim Erdemir ile Yardımcısı İlhan Akköy ile çok sayıda yüzücünün ailesi izledi. Bölgeler arası elemeler sonucu Mersin‘de final yarışlarının düzenleneceği müsabaka için yüzücüler yarıştı. Balıkesir, Bursa, Kütahya ve Eskişehir‘den 160 sporcunun finallere katılmak için yarışlarda her ilden finale kalan yüzücüler Mersin‘de düzenlenecek finalde yarışmaya hak kazandı. Balıkesir temsilcisi Bertuğ Kartal, 50 metre kelebek yüzme dalında birinci gelerek Mersin‘deki finalde Balıkesir‘i temsil etmeye hak kazandı.

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde görevli Şube Müdürü Adem Özalp, Balıkesir‘de yapılan müsabakalar için değerlendirmede bulundu. Özlap, “Bu projenin amacı olimpiyatlarda yarışacak yetenekli sporcuların tespit edilmesidir. Bazı illerde olimpik sporcu merkezleri kurulacak. İlimizden yetenekli sporcuları ortaya çıkarıp gelecek yıllara temel oluşturmak istiyoruz”dedi.

Balıkesir Yüzme İl Temsilci Yardımcısı İlhan Akköy, “Bu yıl Yüzme Federasyonumuz kardeş iller projesi ile bir ilke imza attı. Bu proje ile Mersin‘de yapılacak olan finallere sporcularımızı hazırlıyoruz. Proje çerçevesinde Kütahya‘da, Eskişehir‘de, Bursa‘da yarışlarımızı yaptık, bugün de Balıkesir‘de yarışlarımız yapılıyor. Burada kategorilerinde birinci olacak sporcularımız Mersin‘de 21-22-23 Ağustos’ta yapılacak yarışlarda illerini temsil edecek” dedi. – BALIKESİR

500 Yıllık Kabe Örtüsü Onarıldı, Ulu Cami de Sergileniyor

Halifeliği Osmanoğullarına getiren Sultan Yavuz Sultan Selim tarafından Bursa Ulu Cami’ye hediye edilen 500 yıllık Kâbe kapısı örtüsü, uzun süren yenileme çalışmalarının ardından sergilenmeye başlandı.

Dipnot eklemek istedim getirildiği günden beri aynı yerdeydi. Yeri hiç değişmedi.

500 yıllık Kâbe kapısı örtüsü Mısır‘ın fethiyle elde edilen kutsal emanetlerle birlikte İstanbul‘a getirildikten sonra Yavuz Sultan Selim tarafından Bursa Ulu Cami’ye hediye edildi. Geçen sürede çeşitli nedenlerle zarar gören örtü, Nisan 2013’te Büyükşehir Belediyesi Konservasyon Merkezi’nde bakıma alındı. El değmeden lazerle yapılan 6 aylık restorasyonun ardından eski haline dönüştürülen örtü, Ulu Cami’de oluşturulan iklimlendirmeli özel bir vitrinde sergilenmeye başladı.

Tarihi camide minberin sol tarafında yapılan özel bölmede sergilenen Kabe kapı örtüsünü gören vatandaşlar ilgiyle inceleyip hatıra fotoğraf çektiriyor. Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Kabe örtüsü önünde dua edip namaz kılan vatandaşlar, Ramazan’ın ilk gününde bu sürprizle daha da mutlu olduklarını belirtti.

iNSANIN SAATLERCE BAKASI GELİYOR’

Ziyaretçilerden Vedat Yıldız, “Ramazan’ın ilk gününde Ulu Cami’ye geldik, İstanbul’dan geldim. 500 yıllık Kabe örtüsünün çok güzel bir şekilde restore edildiğini gördüm. Çok güzel olmuş. Bu örtüyü görünce içim ürperdi, onun için cami, ortam müsait, çok güzel olmuş, Ramazan’ın ilk günü daha da mutlu olduk dedi.

Bilal Aslan ise şöyle konuştu Burada 500 yıllık Kabe örtüsünü görünce insan tuhaf oluyor, tüyleri diken diken oluyor, insanın saatlerce bakası geliyor. Herkesin gelip görmesini tavsiye ederim.

Ulu Cami’de böyle güzel bir sürprizle karşılaşmanın kendisini daha da sevindirdiğini belirten İrfan Kalay da şunları söyledi: “Umarım Rabb’im bunların gerçeğini de yerinde görmeyi nasip eder. 500 yıllık Kabe örtüsü olduğunu öğrendim, gördüm, mutlu oldum. Herkesin ziyaret etmesini görmesini tavsiye ederim

Yeşilay dan Uyuşturucu Afişi

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, son günlerde Bursa‘da uyuşturucu vakalarının artması ve “26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü” öncesi Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle reklam panolarına uyarı ilanları astı.

Birleşmiş Milletler‘in 1987 yılında uyuşturucu bağımlılığı ve kaçakçılığına dikkat çekmek maksadıyla 26 Haziranı “Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü” ilan etmesinin ardından yurt genelinde faaliyetler düzenlenirken, Yeşilay Cemiyeti, astığı afişli ilanlarla gençleri uyarıyor. “Uyuşturucu insanlık düşmanıdır” ve “Uyuşturucunun vaat ettiği her şeyin sonunda acı ve gözyaşı vardır” yazılı afişler, şehrin çeşitli noktalarındaki ilan panolarına asıldı. İsteyen vatandaşlar ise cep telefonlarından “Yeşilay” yazıp 2423’e kısa mesaj göndererek 5 TL bağış yapabiliyor. – Bursa